Güzellik sektörü hızla değişiyor ve büyüyor; bu değişimin öncülüğünü ise Z Kuşağı ve Y kuşağı yapıyor. Güzellik ve sağlıklı yaşam platformu Revieve’e göre, “Z Kuşağı güzelliğin yüzünü değiştiriyor.” Onlara göre güzellik; bireyselliği, özgünlüğü ve çeşitliliği özgürce ifade etmekle tanımlanıyor. Mesele, kendin olmak ama aynı zamanda kendinin en iyi hâline ulaşmak.
Z Kuşağı, kendi değerlerini destekleyen ve kimliklerini tamamlayan markaları arıyor. Bu nedenle bilgeliğin kaynağı olarak gördükleri YouTube, TikTok ve Instagram’a yöneliyorlar. Bu kaynaklar, hiç bitmeyen bir makyaj eğitimi, güzellik tüyoları ve ürün incelemesi akışı sunuyor. 2023 yılında yapılan bir araştırmaya göre, Y kuşağı güzellik ürünlerine yılda ortalama 2.670 dolar, Z Kuşağı ise 2.048 dolar harcıyor. Katılımcıların yüzde 64–67’si ise bu harcamalarda sosyal medyanın etkili olduğunu belirtiyor. Bir Y kuşağı mensubu olarak ben de bu etkinin farkındayım. Yine de kendimi bundan isteyerek vazgeçemediğimi görüyorum. Aynada gördüğüm görüntüyü beğenmediğimde içimde bir ses şöyle fısıldıyor: “Bunu değiştirebiliriz.” Bir yanda bir makale, diğer yanda bir TikTok videosu… Sonra Amazon’dan bir sipariş. Ama sonunda kendimi yine boşlukta hissediyorum. Ve aynı döngü tekrar ediyor.
“Gerçek” ve “özgün” güzelliğe duyduğumuz özlem, bizi çözüm vaat eden ama sonunda tatminsizliğe sürükleyen sayısız sesin arasında bırakıyor. Trendler değişiyor. Geçici akımlar sona eriyor. “Özgün” olarak sunulan her şey, sonunda başka bir sahte ürün hâline geliyor. Peki o zaman nereye bakmalıyız?
İsa’nın Güzelliğine Bakın
Tanrı’nın Sözü’nde gördüğümüz şey, Tanrı Oğlu’nun yaşamı ve ölümü aracılığıyla kültürümüzün güzellik anlayışını tamamen tersine çeviriyor. Biz güzelliğe değer vermek üzere yaratıldık; sadece onu yanlış yerlerde arıyoruz. Bu nedenle, gerçek ve sahici güzellik arzumuzu tatmin etmek için sosyal medyaya değil, İsa’ya bakmamız gerektiğini gösteren dört neden var.
1. İsa, Tanrı’nın yüceliğinin parıltısıdır.
Musa, Tanrı’nın yüceliğini görmek istediğinde, Tanrı ona hiç kimsenin O’nun yüzünü görüp hayatta kalamayacağını söyledi (Mısır’dan Çıkış 33:20). Ancak Musa’ya sırtını göstermeye razı olacaktı. Tanrı Musa’nın önünden geçerken şu sözleri söyledi: “Musa’nın önünden geçerek, “Ben RAB’bim” dedi, “RAB, acıyan, lütfeden, tez öfkelenmeyen, sevgisi engin ve sadık Tanrı. Binlercesine sevgi gösterir, suçlarını, isyanlarını, günahlarını bağışlarım. Hiçbir suçu cezasız bırakmam. Babaların işlediği suçun hesabını oğullarından, torunlarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım.” (Mısır’dan Çıkış 34:6–7) Musa dağdan aşağı indiğinde yüzü parlıyordu. Tanrı’nın yüceliğini görmek, O’nun güzelliğine bakmak; O’nun karakterini tanımak ve O’nun huzurunda bulunmaktır. Davut’un tek bir dileğinin Rab’bin güzelliğini seyretmek olduğunu söylemesinin nedeni de budur (Mezmur 27:4). Davut, Tanrı’yı tüm yaratılışın merhametli ve görkemli Kralı olarak tanıyor ve O’na tapınarak tapınakta O’nun güzelliğine bakmayı arzuluyordu. Bazı insanlar Tanrı’nın yüceliğine dair kısa anlık görüntüler gördüler; ancak Tanrı’yı hiç kimse görmemişti (Yuhanna 1:18)—ta ki İsa gelene kadar. İsa Mesih’in kişiliğinde, Tanrı’nın “yüceliğinin parıltısını” görüyoruz (İbraniler 1:3).
2. İsa kendi güzelliğinden vazgeçti.
Kutsal Kitap’ta birçok erkek ve kadının fiziksel olarak güzel oldukları söylenir. Sara (Yaratılış 12:11), Rebeka (24:16), Rahel (29:17), Ester (Ester 2:7) ve Tamar (2. Samuel 13:1) dış görünüşleriyle güzel olarak anlatılır. Yusuf’un “yakışıklı ve güzel görünüşlü” olduğu söylenir (Yaratılış 39:6). Davut ise “esmer tenli, güzel gözlü ve yakışıklı” olarak tanımlanır (1. Samuel 16:12). Fakat İsa böyle tanımlanmaz. Bunun yerine Yeşaya’da O’nun hakkında şöyle okuruz: “Bakılacak biçimden, güzellikten yoksundu. Gönlümüzü çeken bir görünüşü de yoktu.” (Yeşaya 53:2) Dünyanın Kurtarıcısı, güzel ya da dikkatimizi çekmeye değer biri olarak görülmeyecek şekilde geldi. Eğer o dönemde orada olsaydık, muhtemelen O’ndan uzak dururduk. Eğer sosyal medyada olsaydı, muhtemelen O’nu takip etmezdik. Hatta O, güzellik konusunda belirlediğimiz standartlara yaklaşamazdı bile. Öyleyse kendimize şu soruyu sormalıyız:İsa’nın kendi isteğiyle bir kenara bıraktığı bir şeye neden bu kadar sıkı sarılıyoruz? Yeşaya 53:2 Kutsal Kitap’ta İsa’nın görünüşünden söz eden birkaç bölümden biridir. Bir diğeri ise bundan yalnızca birkaç ayet önce yer alır ve çok daha sarsıcıdır.
3. İsa bizim çirkinliğimizi üzerine aldı.
İsa yalnızca kendisinde arzu edeceğimiz bir güzelliğe sahip değildi; aynı zamanda tanınmayacak kadar acı çekti. Yaralarla kaplanmış bedeni öylesine bozulmuştu ki artık insan görünümünde bile değildi: “Biçimi, görünüşü öyle bozuldu ki, insana benzer yanı kalmadı.” (Yeşaya 52:14) İsa çarmıhta kanlar içinde ve çıplak bir şekilde asılıyken, bizim çirkinliğimizi kendi üzerine aldı. Günahımızın yükünü taşıdı. Kutsal Kitap günahı ağır bir yük ve kötü kokan, iltihaplanan açık yaralar olarak tasvir eder (Mezmur 38:4–5; Yeşaya 1:6). Tanrı’nın gazabı Oğlu’nun üzerine döküldü; Tanrı, sanki bütün o korkunç günahları İsa işlemiş gibi O’na davrandı. Bu korkunç görüntü, kurtuluşumuzu gerçekleştirdi. Aynı zamanda dünyanın şimdiye kadar gördüğü en büyük sevgi gösterisiydi.
Öyleyse ey Hristiyan, şunu duy: Tanrı sana baktığında artık günahının çirkinliğini görmüyor; Oğlu’nun güzelliğini görüyor. Gözlerini, günahını taşıyan ve seni temizleyerek kendi görkemiyle giydiren İsa’dan ayırma. O’nun yüceliğine gözlerini kaçırmadan bak ve gözlerini hiçbir zaman O’ndan ayırma. Ve başkalarına O’ndan söz et. Çünkü ‘‘İyi haber müjdeleyenlerin ayakları ne güzeldir’’ (Romalılar 10:15).
4. İsa yüceltilmiş bir beden aldı.
İyi haber şu ki, İsa o çarmıhta kalmadı. Dirildi ve yüceltilmiş bir beden aldı; dirilişin ilk ürünü oldu (1. Korintliler 15:20). Diriliş, bedenlerimizin önemine işaret eder. Gnostisizm bedenin kötü olduğunu savunur; ancak Kutsal Kitap bedenlerimizin Kutsal Ruh’un tapınağı olduğunu söyler (6:19). Bedenlerimize iyi bakarak Tanrı’yı yüceltiriz. Fakat bunu aşırıya götürebiliriz. Bedenlerimizi bugün kendi çabalarımızla yüceltmeye çalışmak yerine, bir gün Tanrı’nın bizi bütünüyle yenileyip yücelteceği o görkemli günü umutla bekliyoruz. Bir gün biz de yüceltilmiş bedenlere sahip olacağız ve lekesiz olarak Tanrı’nın önüne çıkarılacağız (15:5–53; Efesliler 5:27). Ama bundan da iyisi, güzel Kurtarıcımız’a bakacağız.
Mesih’in Güzelliğini Yansıtın
Peki o güne kendimizi nasıl hazırlayacağız? Geçip giden bir güzelliğin peşinden mi koşacağız? Zamanımızı ve paramızı kendi görkemimizi aramaya mı harcayacağız? Yoksa Mesih’e benzemekle ortaya çıkan gerçek ve kalıcı güzelliğin peşinden mi gideceğiz? Başkalarını, O’nun yüceliği için İsa Mesih’in müjdesinin güzelliğine yöneltecek miyiz? Sabah hazırlanırken, gardırobuna gitmeden veya makyaj çekmeceni açmadan önce üzerine hangi özellikleri “giymek” istediğini düşün. (Koloseliler 3:12–24)
Evden çıktığında insanların ne görmesini istiyorsun: seni mi yoksa Mesih’i mi? Aynanın karşısında geçirdiğin zamanı artırmak yerine, Tanrı’nın Sözü’nde Mesih’in güzelliği üzerine düşünerek zaman geçir.
Sosyal medyaya girmeden önce kendine şu soruyu sor: “Bu, Mesih’e bakmama yardımcı olacak mı, yoksa dikkatimi daha fazla kendime mi çevirecek?” Bir arkadaşının Instagram fotoğraflarına bakıp durmak yerine, seni İsa’ya daha çok benzemeye teşvik eden insanlarla vakit geçir.
Aynada gördüğümüz şey hakkında sürekli endişelenmek yerine, Mesih’in güzelliğini yansıtan insanlar olalım. Çünkü güzellik arzumuzun gerçek anlamda tatmin bulabileceği tek yer İsa’nın yanıdır.
KAYNAKÇA:
https://www.thegospelcoalition.org/article/jesus-satisfies-authentic-beauty/