İçeriğe geç BİZE KATIL

Ester 4:14 şöyle der: “Kim bilir, belki de böyle bir gün için kraliçe oldun.”

“Böyle bir gün için” ifadesi Ester kitabında oldukça tanıdık bir ifadedir. Ancak çoğu zaman ayetin “kim bilir” sözleriyle başladığını gözden kaçırırız. Çünkü aslında bilmek isteriz, değil mi? Çocuğumuzun kiminle evleneceğini, aldığımız bir teşhisin sonucunun ne olacağını, bir işe kabul edilip edilmeyeceğimizi ya da çocuğumuz için hangi okulun doğru olduğunu bilmek isteriz. Hayatımızdaki en önemli kararlar söz konusu olduğunda, Tanrı’nın bize açık ve kesin bir şekilde ne yapmamız gerektiğini söylemesini isteriz.

Fakat Mordekay, Yahudi halkı uğruna hayatını riske atması için Ester’e yalvardığında, elinde Rab’den gelmiş doğrudan bir buyruk yoktu. Mordekay, Tanrı’nın halkını kurtaracağına inanıyordu; ancak bunu nasıl yapacağını bilmiyordu. Ben de hayatımdaki önemli sonuçlar söz konusu olduğunda hem “olacağını” hem de “nasıl olacağını” bilmek istiyorum. Fakat Tanrı çoğu zaman özellikle ikinci kısmı, yani nasıl olacağını, bizimle paylaşmaz. Bazen bizden istediği tek şey, itaat ederek ilk adımı atmamızdır. Sonra bir sonraki adımı. Eğer bu adım, mümkün görünen yönde ilerlerse hayatımı değiştirebilir. Fakat aynı şekilde, hiçbir şeyi değiştirmeden sonuçlanması da oldukça mümkün. Kim bilir? Fakat burada iki şeyi hatırlamak gerekiyor: Birincisi, Tanrı her şeyi bilir. İkincisi ise biz birkaç şeyi biliriz.

Tanrı, halkını tam olarak nasıl kurtaracağını biliyordu; çünkü O her şeyi bilir. Fakat Mordekay da bazı şeyleri biliyordu. Yahudiler olarak Tanrı’nın halkı için genel olarak ne istediğini bildiğini varsayabiliriz. Yasanın Tekrarı 4:31 gibi ayetleri bildiğini de düşünebiliriz: “Tanrınız RAB acıyan bir Tanrı’dır. Sizi bırakmaz, yok etmez ve atalarınıza ant içerek yaptığı antlaşmayı unutmaz.”

Başka bir deyişle Mordekay, halkı uzak diyarlara sürülmüş olsa bile Tanrı’nın onlarla yaptığı antlaşmaya sadık kalacağını biliyordu. Tanrı’nın Yahudi halkını yüzüstü bırakmayacağını bilecek kadar bilgiye sahipti. Vaat edilen topraklardan sanki milyonlarca kilometre uzaktaydılar. Ester putperest bir Pers sarayında kraliçeydi. Mordekay ise Yahudilerin önde gelen düşmanlarından birinin önünde eğilmeyi reddederek onu öfkelendirmişti. Buna rağmen Tanrı, sevdiği halkını koruma vaadini bir şekilde yerine getirecekti.

Mordekay, Ester’in bu kurtuluşta tam olarak kullanılıp kullanılmayacağını ya da nasıl kullanılacağını bilmiyordu. Fakat Tanrı’nın halkını bir şekilde kurtaracağına inanıyordu. Aynı şey bizim için de geçerlidir. Kutsal Yazılar’ı incelediğimizde, Tanrı’nın bizden genel olarak ne istediğini öğreniriz: Başkalarını sevmek, iyi ve nazik konuşmak, alçakgönüllülükle yaşamak, İsa’ya tapınmak, öksüz ve dul olanlarla ilgilenmek, cömert yaşamak, Tanrı’ya güvenmek ve kaygılanmamak… Bu listeyi daha da uzatabiliriz. Bunlar, yapmamız gerektiğini bildiğimiz “birkaç şeydir”. Tanrı ise büyük resmi görür. O’nun planını nasıl gerçekleştireceğinin bütün ayrıntılarını bilmediğimiz hâlde O’na güvenmemizden hoşnut olur.

Ester ve Mordekay cesaretle öne çıkma gücünü, Tanrı’nın olayların nasıl sonuçlanacağını onlara açıklamış olmasından dolayı bulmadılar. Yahudi halkı için mücadele etmenin Tanrı’nın isteğiyle uyumlu olduğunu bildikleri için cesaretle adım attılar. Peki, Tanrı’nın isteği olduğunu bildiğiniz hâlde yapabileceğiniz şey nedir? Her ayrıntıyı bilmiyor olabilirsiniz. Fakat şu anda nasıl itaat edebilirsiniz? Atabileceğiniz somut adım nedir?

Romalılar 8:28 şöyle der: “Tanrı’nın, kendisini sevenlerle, amacı uyarınca çağrılmış olanlarla birlikte her durumda iyilik için etkin olduğunu biliriz.” Hayatta birçok şey iyi değildir. Kötü şeylerin her zaman kendiliğinden iyi sonuçlara dönüşeceğini de söyleyemeyiz. Fakat güvenebileceğimiz şey şudur: Her durumda bizim iyiliğimiz için çalışan Tanrı’dır. Mesih’e itaat edin. Kararlarınızı Tanrı’nın Sözü’nde size açıkladıkları doğrultusunda verin. O’na güvenin. Her şeyin nasıl sonuçlanacağını bilemeseniz de sonunda her şeyin O’nun ellerinde olduğunu bilmenin verdiği cesareti taşıyın. O’nun zamanında, O’nun yoluyla ve her zaman sizin iyiliğiniz için.

“RAB’be güven bütün yüreğinle, kendi aklına bel bağlama. Yaptığın her işte RAB’bi an, O senin yolunu düze çıkarır.” (Süleyman’ın Özdeyişleri 3:5-6)

“Uygun zamanda sizi yüceltmesi için, Tanrı’nın kudretli eli altında kendinizi alçaltın. Bütün kaygılarınızı O’na yükleyin, çünkü O sizi kayırır.” (1. Petrus 5:6-7)

KAYNAKÇA: https://kellyminter.com/2024/09/20/when-you-dont-know-do-what-you-do-know/

← Tüm makalelere dön